24/9/2007 - RAMAZAN-I ŞERİF
|
|
 |
Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaşacağımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz,mübarek Ramazan’ı Şerifinizi en kalb-i duygularımla tebrik eder, Rabbim tutacağımız oruçlarımızı şimdiden kabul eylesin...Hayırlı ramazanlar...
Selman-ı Farisi Radiyallâhu Anh anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şaban ayının son gününde bize okuduğu bir hutbede şöyle buyurdu:
"Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.
Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.
Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları meşru kıldı.
Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay mü´minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü´mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.
Ashab-ı Kiramdan bazıları, -Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz- dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, -Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü´mine iftar ettirene de verir- buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:
Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız, diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız.
Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, Kelime i Şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah´tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah´tan Cenneti istemek, diğeri Cehennemden Allah´a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir." (et-Tergib ve´t-Terhib, 2:94-95)
Çok şükür oruçluyuz YaRabbb Ramazanda açlık bizi doyuruyor.Sabır bizi coşturuyor. Fırından çıkan sıcak pidelerin buğusu kavrulmuş susam kokusuna karışıyor. Hangi mevsimde olursak olalım marulun kıvırcık salatanın bir deste maydanozun yeşilinden fışkıran dirilik ve ferahlık içimize yayılıyor. Dedeler ceplerinde şekerlemeler ile torunlarını kucaklıyorlar. Akşamın pembe lacivert tülü büyük bir sukunet ile insanların bütün dünyanın üzerine iniyor. Melekler saf saf iniyor. Cennet kapıları açılıyor. Rahmet ve merhamet ve bereket her yandan kuşatıyor bizi. İnsanlar birbirlerine sevgi ile bakıyorlar. Zenginler zenginliklerinden soyunuyor yoksulların yoksulluğu kayboluyor. Kalbimizin paslı kilidi açılıyor. Bize selam veren bir kişiyi kardeş biliyoruz.Kimse sesini sertleştirmiyor. Yüzlerde nur gönüllerde karşı konulmaz bir incelik bir rikkat. Açlık bizi doyuruyor. En çok kıymet verdiğimiz şeyleri başkaları ile paylaşmaktan sonsuz bir haz duyuyoruz. Bize yük olan her unsur her tasa her ihtiras tasını tarağını toplayıp savuşuyor.Kapımız ve soframız açık. Derdimiz ve sevincimizi söylemekten mutluyuz. Sabır bizi coşturuyor.Kalbin ırmakları dolu dizgin. Merhamet sağanak gibi boşalıyor. Hizmetten hürmetten ibadetten yeryüzünde oluşumuzun derinliklerinden sebeplerden ve sonuçlardan geçiyoruz. Bir imtihan içinden yüz akı ile çıkıyoruz. İçimizde kurulun kürsü bizi hesaba çekiyor. Ağlıyor ve tövbe ediyoruz. Tövbe suları sonsuz çağlayanların şırıltısını aydınlığını engin ufukların parıltısını taşıyıp duruyor işte. Bu taşı bu yoldan niçin kaldırmadım ben bu çiçeğe bu hafta niçin su vermedin ben şu çocuğun yanağına bir öpücük niçin kondurmadın ben komşumun kapısını bir kez olsun çalmadım mı ben alnımı secdeye bir kez olsun koymadım mı ben? Derken ben. Benlikten sıyrılıyor. Benlikten sıyrılırken çiçek açmış badem dalının kelebek kanadının su sesinini ve yıldız parıltısının dostun ve akrabanın ayak bastığımız toprağın buğdayın ve zencefilin yani akşam ezanı ile yeryüzüne yağmur gibi dökülen varoluşun sırlarını fark ediyor. Bizi bu menzile eriştiren kılavuza binlerce teşekkür. Bize bu basireti bağışlayan güce sonsuz secde. Bu sırada çocuk sıcak pidenin buğusuna sarılmış olarak güülümsüyor. Baba işinden dönüyor eve yaklaştıkça göğsünde bir genişlik.Anne yeşil salatının üzerine birkaç zeytin bırakıyor paydos. Ses kesiliyor.Rüzgar duruyor.Güneş dağların ardına çekiliyor.Kuzeyde bir yıldız göz kırpıyor.Nefesimizi tutuyoruz.Kuşlar kanatlarını kapatıyorlar. Çekiç örsün kenarında bekliyor. Dalgalar diniyor. Sessiz...Sessiz... Ve ağızları misk gibi kokanlar ve o gün insanlara gülden ağır bir söz söylememiş olanlar ve o gün almayı değil hep vermeyi düşünenler ve o gün sabredenlere hesapsız ecirler verilecektir müjdesi ile müjdelenmiş olanlar meleklerle birlikte iftar sofrasına oturyorlar. Allahımmmm şükürler olsun oruçluyuz _________________
<****** language=********** type=text/**********>
******>

|